14 Şubat 2024 Çarşamba

Mimar Sinan Eseri Esenler Avasköy Su Kemeri

Mimar Sinan Eseri Esenler Avasköy Su Kemeri 

İstanbul, Esenler ilçesindeki en önemli tahi eserlerinden birisi olan Atışalanı, Kemer Mahalesine de ismini veren Osmanlı dönemi 16. Yüzyıl, Mimarbaşı Koca Mimar Sinan'ın su mimarisi eseri tarihi Avasköy Su Kemeri. Osmanlı su iletim sistemlerinin önemli bir parçasıdır. Tarihi su kemeri; Avasköy Kemeri, Karakemer, Tekkemer ve Yılanlı Kemer gibi isimleriyle bilinir. 

En son, 11.01.2024 tarihinde, Esenler Araştırmaları kapsamında yerinde, sahada etraflıca inceleme fırsatı bulduğum Avasköy Kemeri İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 08.03.1995 tarihli ve 6442 nolu kararı ile korunması gerekli kültür varlıgı olarak tescil edilmisti.

Avasköy Kemeri mevki olarak; İstanbul ili, Esenler İlçesi, 245 pafta, 370 ada, 14 parselde yer almaktadır.

Esenler, Atışalanı, Kemer Mahallesi, 943 Sokak'ta yerleşim yeri içeresinde bulunmaktadır. Kemer, konumu itibariyle; Doğu batı istikametinde olup

Su isale hattının kemere giriş yeri olan batı ucunun başlangıcı yerleşim yeri ve asfalt bir yolun kenarında başlamaktadır. Şehre giden hattın doğu ucunun bitiminde ise, Esenler Kemer Mezarlığı duvarı ile birleşerek nihayetlenmektedir.

Kemerin kuzey tarafında ise; kemerin orta açıklığından geçerek paralelinde batı istikametine doğru giden asfalt bir yol mevcuttur. Bu yolun trafiğe kapatıldığı görüldü. Yolun bitişiğinde ise çok yakın bir konumda olan, kot olarak biraz daha yüksekte Atışalanı Elektrik Trafo Markezi mevcuttur. Güney cephesinin batı tarafı ise 2024 Ocak itibariyle maalesef hala çok katlı betonarme binaların kemere neredeyse bitişik konumda olduğu görülüyor. Sevindirici olan ise, bu binaların boşaltıldığı ve bir çalışma olduğu görüldü. Güney cephesinin doğu tarafında yaklaşık 20 m’lik bir boşluktan sonra yakınında Kemer İlkokulu mevcuttur. 

Kemerin yakın çevresinde ise İstanbul Sehirlerarası Otobüs Terminalinin yaklasık 1 km kuzeyinde, Bayrampaşa, Sebze ve Meyve Halinin ise yaklasık 300 m. batısında bulunmaktadır.

Esenler, Atışalanı Kavasköy Kemerine Bayrampaşa İlçesi, Yıldırım Mahallesi’ndeki Alipaşa Kemerinden güneybatı yönüne yapılacak 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilen mesafededir. Avasköy Kemerinin bulunduğu bölgeye yöre halkı "Eski Mezbahane" adını vermektedir. 

Esenler sınırları içerisindeki iki su kemerinden birisi olan Avasköy (Kavasköy) Kemeri Halkalı su şebekesinin bilinen son kemeridir. Bölge halkının kendisinden önceki Roma veya Erken Bizans dönemi eseri olan Mazul kemer (Mâzul / Mazlûm)  kemerden sonra olduğu için bu kemere "İkinci Kemer" de dediği bilinmektedir. 

Kemerin inşaa maksadı ve işlevi husunda ise; Atışalanı’ın kuzeyinde bulunan Avasköy Kemeri Halkalı Suları’nın alt kolu olan Süleymaniye Suyolu’nun Aypah kolu üzerinde bulunmaktadır. Suyolları isale hattına ait olmakla birlikte üzerinden Beylik Suyolu da geçmektedir. Avasköy yakınındaki Çamurlu Dere üzerinden bulunan kemerin olduğu yerde Roma döneminde küçük bir su kemerinin olduğu naklediliyor.

Osmanlı Devletinin Başkenti İstanbul, Payitahtın imparatorluğun idare edildiği Topkapı Sarayı ve Yeni Saray’ın ihtiyacı olan su da tarihte çeşitli dönemlerde onarımlar geçiren Avasköy kemerinden geçmekteydi. 

Menbağlarının adını taşıyan Halkalı Suyolu üzerindeki Avasköy Kemeri, Atışalanı köyiçindeki Maksem, sebilinden (Süleymaniye suyu ve Beylik suyu kubbeleri) geçtikten sonra sonra İstanbul sur içindeki saray, camiler, meydan çeşmeleri gibi resmi ve sivil pek çok önemli yapılara su taşımak için yapılmıştır. Süleymaniye Camii ve külliyesi başta olmak üzere Süleymaniye, Edirnekapı ve Fatih camilerine de buradan su gidiyordu.

Kemerin inşaa tarihi Miladi olarak 1550 – 1557 arasında inşaa edilmiştir.  

Avasköy Kemerinin inşaa tarihi gösteren mevcut bir kitabesi yoktur. Bu sebeple kesin bir tarih verilemiyor. Su yapıları hakkında, Topkapı Sarayındaki önemli çalışmaları ile tanınan, ve bu konuda eserler vermiş olan Prof. Dr. Kazım Çeçen'e göre; tarihi Avas Köyü kemeri 

Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı Süleymaniye suyolunun 1559 yılından önce tamamlandığı bilindiğinden; bu sistemin bir parçası olan Avasköy Kemer’inin inşasının da 1559’dan önce tamamlandığı düşünülmektedir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan’a inşaa ettirdiği Süleymanine Camii ve külliyesinin inşaatı Hicri 957 Miladi 1550’de başlayıp Hicri 964 Miladi, 1557’de tamamlandığına göre, Süleymaniye suyollarının inşa tarihinin de 1557 den önce olduğu ifade edilmektedir. Süleymaniye Suyolunun 1559 senesinde yazılan bir emirnameden kemerin bu tarihten önce kesin olarak inşaa edildiğini ve mevcut olduğunu gösteriyor.

Süleymaniye Külliyesine su getiren Süleymaniye Suyolu üzerinde olan kemer, Miladi 1557'ye göre 2024 senesi itibariyle Avasköy kemeri yaklaşık olarak 467 yaşında.

Bu kemerin yapısındaki zarafet ve uygulanan teknik, Mimar Sinan yapısı olduğunu açıkça göstermektedir. Mimar Başının, Uzun Kemer, Paşa Kemeri ve diğer inşaa ettiği kemerlerde uyguladığı çıkıntılar, tepede sıfır olacak şekilde yapılan payandalar, bu kemerde de benzer şekilde uygulanmıştır.

Osmanlı Devleti’nin ve Türk-İslam Tarihi’nin en büyük mimarı olan Mimar Sinan’ın yaptığı eserlerinin listelerinin de verildiği Tezkiretü’l-Bünyan ve Tezkiretü’l-Ebniye gibi eserlerde ismi geçmektedir.

Avas kemeri tarihi kaynaklarda; T.C. Basbakanlık Devlet Arsivleri Genel Müdürlügü’nde bulunan ve Avasköy kemeri ile ilgili oldugu tahmin edilen toplam dört adet belge bulunmaktadır.

Sai Mustafa Çelebi’nin yazdıgı Tezkiret-ül-Bünyan isimli eserlerde “Müderris köyü kurbündeki kemer” ifadesi ile yani günümüzdeki ismi ile Metris yakınındaki kemer şekilde bahsedilir. 

Fatih sultan Mehmet tarafından hocası Alaaddin Tusi’ye verildiği için Müderris Köyü diye anılan bu alan günümüzde Esenler Kemer Mahallesi yanındaki boş araziyi ve mahallenin bir kısmını ifade etmektedir. 

Türkiye’nin su mühendisliği ve suyolları konusunda en önemli araştırmacısı olan Prof. Dr. Kazım Çeçen’in yaptığı incelemelerde Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan 1161 / 1748 tarihli bir haritada Müderris Köyü Avasköy’ün bugünkü adıyla Atışalanı’nın hemen yanında çizilmiştir. Bu haritaya göre Müderris Köyü’nün Metris Çiftlik olduğu ve bahsi geçen kemerin de 11 açıklıklı ve bir katlı Avasköy Kemeri olduğu anlaşılmaktadır. 

Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebiye göre Avasköy Kemeri; Ünlü Osmanlı seyyahı, Evliya Çelebi, İstanbul’u anlattığı seyahatnamesinin birinci cildinde su kemerlerinin vasıflarını anlatırken “Müderris Köy Kemerleri de 60 arşındır, ne kadar kemer olduğunu bilmiyorum. Bu kemerin temelleri Galata Kulesi kadar derindir” şeklinde kendi üslubunca Avasköy Kemerini tarif etmiştir.

Tarihi haritalarda ise; Çok açıklıklı olarak gösterilen, “Litros köyü kurbünde olan kemer” şekilde ifade edilen Atışalanı Avasköy Kemeri kastedilmektedir. Litros günümüzdeki Esenlerin merkezini oluşturan Bizans döneminde Dörtyol mevkiinde bulunan Rum tebanın yaşadığı köyün eski adıdır.

Topkapı Müzesi III. Ahmet Kütüphanesi’ndeki 1607 tarihli Beylik Suyolu haritası. 
Köprülü Suyolları’nın gösterildiği 1672 ve 1859 tarihli haritalar.
Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki 1748 tarihli Beylik Suyolu haritası.
Türk ve İslam Eserleri Müzesi’ndeki Süleymaniye Suyolları haritası.
Avasköy Kemeri ile ilgili oldugu tespit edilen haritalardan bazılarıdır.

Suyolcu kethüdaları, çavuşları ve kâtipleri. Osmanlı Devleti Suyollarına büyük bir özen gösterilerek, “Suyolculuk” kurumu oluşturulmuştu.

Avas (Atışalanı) köyü arazilerinden geçen su yolları ve su yapıları nedeniyle bir Su Yolcu köyü konumundaydı. Su nazırı, suyolcular kethüdası, suyolcular çavuşları, katipleri, korucuları gibi, görevlilerin haricinde Su Yolcu köylerinde görevli usta, kalfa ve çırak olarak suyolundaki yapıların bakım, onarım ve korumalarından sorum idiler. Bu hizmetlerin karşılığınsa ise suyolcu köylerine ve görevlilere vergi muafiyeti gibi bazı imtiyazlar tanınmıştı.

Osmanlıda su Nezareti’nde görevli şahısların görev ve yükümlülüklerine dair çeşitli kayıtlar vardır.

Bunlardan bir tanesi “Umûm bendlerün civârında bulınan havzlarla kemerlerün mesâfelerini ve ba‘zı çeşmelerün ve suyolı nizâmâtınun” defteridir.

Kemerin mimarı ve teknik özellikleri olarak, Osmanlı Devleti’nin ve Türk İslam Tarihinin en büyük mimarı olarak dnya çapında kabul edilmiş olan Mimar Sinan veya Koca Mi'mâr Sinân Ağa, Osmanlı İmparatorluğu'nun 16. yüzyılda görevli başmimarı ve inşaat mühendisidir. Mimarbaşı kariyerinde önemli eserler veren ve Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde başmimar olarak görev yapan Mimar Sinan, yapıtlarıyla geçmişte ve günümüzde dünyaca tanınmıştır. Atışalanı tarihi Avasköy Kemeri, Mimar Sinan'ın Esenler'deki mührü niteliğindedir.

Mimari yapı teknik özellikleri olarak; Süleymaniye Suyollarına ait haritada bu kemer 11 gözlü, Topkapı Sarayı Müzesi III. Ahmet kitaplığındaki 1607 tarihli haritada ise 12 gözlü, 1748 tarihli haritada ise yine 12 gözlü olarak çizilmiştir. 

Avasköy Kemerinin Osmanlı zamanında birkaç kez tamir geçirdiğini Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Osmanlı Arşivleri’nde bulunan belgelerde görmekteyiz.  

Tamiri ile alakalı bir vesikada 1737 senesinde kemerin tamiri için 831,5 kuruş tahsis edildiği yine bu belgelerde görülmektedir.

Avasköy Kemeri’nin doğu batı yönü dogrultusunda uzanan dolu duvarlar kemerin vadiyi aşmasını saglayacak yapıyı ayakta tutan taşıyıcı sistem oluşmasında önemli bir role sahiptir. 

Tarihi Avasköy Su Kemeri 164.50 m uzunluğunda yapılmıştır. (Çeçen, 1991, Ek P2)

Günümüzdeki kayıtlardaki toplam uzunluğu ise: 109,5 metre olarak kayıtlara geçmiştir.

Benim yaptığım hesaplamalara göre kemer, restorasyon sonrası en son uzunluğu ise 153 Metre’dir.

Tek katlı, kârgir olan yapı bir sıra sivri kemerden oluşmaktadır. Yapı 11 gözlü, yani 11 kemer açıklığına sahiptir. Göz açıklığı: 4.45 metre ile 4.50 metre arasında değişmektedir. 

Kemer ayaklarında 2.30 m. ile 2.56 m.dir. Ortada yer alan altıncı kemerdeki göz açıklığı ise 6 metredir. Kemerin yüksekliği ise 10,3 metre olarak hesaplanmıştır. 

Mimari Unsurları; Kemerin inşasında dış yapısında sert kalker yapıdaki kolay işlenen, hava (karbondiyosit) ile teması arttıkça sertleşen özellikteki, açık renkli, yüksekligi 20 ile 35 cm. arasında değişen büyüklükteki küfeki taşı blokları ile inşa edilmistir. 

Duvar örme tekniği olarak kemer bedeni, yapılırken kullanılan cidar taşlarının derinligi 15 ile 60 cm arasında degişmektedir. İç çekirdek örgüsü ise moloz taşlardan oluşmaktadır. Kemerlerin inşasında taş blokları birbirine baglamak amacıyla metal kenet, zıvana gibi demir elemanlar kullanılmıştır. Kemer kesme taş örgü tekniğinde inşa edilmiştir. 

Kemerler arasındaki taşıyıcı ayaklar üzerinde zemine doğru genişleyen payandalar yapılarak dayanıklılığı ve taşıcı kabiliyeti artırılmıştır. 

Su, kemerin üzerinde su kanalı yerine künk borular ile taşınmaktadır. Üst kısmında, kemer duvarının üstündeki kalın harçlı moloz taş dolgu içine yerleştirilen yan yana yerleştirilmiş pişmiş kil topraktan mamül, olan künk dizisinin kalıntıları görülmektedir. 

Kemer üzerinden geçen Beylik ve Süleymaniye Suyolları’na ait künkler 21 cm iç çapı 35 cm. x 65

cm. boyutlarındaki tugla ve harç ile inşa edilmiş kapalı bir galeri içerisine yerlestirilmiştir.

Günümüzde ise restorasyon sonrası iki ayrı su isale hattını oluşturan, pişmiş toprak künkler yenilenmiş olarak giriş ve çıkış noktalarında açıkta olup görlmektedir.

Kemer 2009’da restore edildi. Kemerin etrafında 1970'lerde başlayan gecekondu kaçak yapılaşma ile gecekonducular için bir "taş kaynağı" haline gelmiş durumdaydı.

Esenler yerleşim bölgesinde kalan Avasköy Kemeri’nin batı yarısının güney cephesine konutlar 2 ile 3 metreye kadar yaklaşmış durumdadır. kemerin etrafında çarpık yapılaşma neticesinde birçok bina inşa edilmiştir. 

Kemer, İstanbul 1 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında koruma altına alınmasına rağmen uzun bir süre ilgisiz ve bakımsız kalmıştır. 

Restorasyon'dan önce önemli ölçüde tahrip ve harap olmuş haldeydi. Geçmiş dönemlerde hafriyat kamyonları kemerin çevresine çöp, moloz ve toprak dökerek bu tahribatı daha da büyük boyutlara çıkarmıştı. 

Daha sonraki senelerde betonarme binalar tarafından hayli zarar görmüş, bu konuda mahkeme açılmış, TBMM'de konu ile ilgili olarak soru önergesi dahi verilmişti.

Tarihi Avas Kemeri onarım, iyileştirme ve yenileme vetiresinde; 2007 Senesi, Esenler Belediyesi Kemerin daha kolay korunması için bir okul projesi kapsamına dâhil edilmesini teklif etti. 2009 Senesinde Esenler Belediyesi, Belediyesi Başkan, Mehmet Tevfik Göksu ve ekibinin girişimleri ile hazırlanan ve kemerdeki bozulmaların ayrıntılı olarak anlatıldığı raporla birlikte başarılı bir restorasyon süreci geçirmiştir. Ayrıca 2013’te ise su kemerinin taş duvarları Esenler Belediyesi tarafından kumlama yöntemiyle temizlenerek, daha temiz bir görünüme kavuştu. Yüzeyi de aynı renkte olacak şekilde yenilendi.

O günden bu güne devam eden yoğun yenileme çalışmaları ile daha dayanıklı bir şekilde günümüze ulaşmıştır.

Bu muazzam Avasköy Su Kemeri inşaa ettiren Osmanlı İmparatorluğu'nun 9. padişahı ve 88. İslam hâlifesi Yavuz Sultan Selim Han ve muhteşem eserlerin mimarı Mimar Sinan su gibi aziz olsun.

Bizler de ecdadımızın hatırası bu nadir tarihi eserlerimizi gerektiği önemi vererek korumalı ve gelecek nesillere kültür mirasımızı nakletmeyiz. Çocuklarımıza, gençlerimize yüzyıllardır ayakta olan eserlerimizle ne kadar büyük ve köklü bir medeniyetin ve ecdadın evlatları olduğumuzu unutturmamalıyız.

Kaynaklar ve Bağlantılar

Beytullah YILDIRIM Yerel Tarihçi Araştımacı Yazar  Esenler Araştırmaları https://esenlerarastirmalari.blogspot.com 
Prof. Dr. Kazım Çeçen Sinanın Yaptığı Su Tesisleri
Esenler Blediyesi https://esenler.bel.tr
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi
Mahmut Çıngı Salman Avasköy Kemeri Restorasyon Projesi 
Ahmet Tabakoğlu Osmanlı İstanbulunun Su Tarihi 
Semavi Eyice, İstanbul (Tarihî Eserler) 
Şükrü Sönmezer ve diğerleri İstanbuldaki Osmanlı Dönemi SuyoluYapıları
Cihan Aktaş Rüzgarla İyi Geçinmek
Evliya Çelebi Seyahatnamesi Seyit Ali Kahraman – Yücel Dağlı İstanbul 2003, s. 444
Haşim Albayrak Tarihçi Araştırmacı Yazar

Kalın sağlıcakla, selam ve dua ile…

Beytullah YILDIRIM Esenler Araştırmaları
Yerel Tarihçi Araştımacı Yazar 
esenlerarastirmalari@gmail.com 
İstanbul / Esenler 15.01.2024 

Bu makale 15.01.2024  Tarihinde Esenler Vizyon Haber'de yayımlanmıştır.

📍 Mimar Sinan Eseri Esenler Avasköy Su Kemeri
©️  Beytullah YILDIRIM / Esenler Araştırmaları©  
🌐 https://esenlerarastirmalari.blogspot.com ✅ esenlerastirmalari@gmail.com


Esenler ve İbrahim Turan Bey

Esenler ve İbrahim Turan Bey 

Esenlerin Kurucularından, bölgenin yakın tarihinde sevilen simalarından olan, tarihi Esenler Ferhat Paşa Çiftliği en son sahibi ve Esenler İbrahim Turhan Lisesi Okuluna adı verilen, İbrahim Turhan bey hakkında Esenler Araştırmaları kapsamında yaptığım bir çalışma.

Kaynak kişi olarak rahmetli İbrahim Turhan Bey'in kızı olan Emekli Öğretmen Neyyir Turhan hanımın, babasını ve ailesinin tarihi hikayesini özetlediği 12.08.1981 tarihli bir yazısından istifade ederek hazırladığım araştırmanın özeti.

Osmanlı Devleti son döneminde, Rumeli, Balkanlar’da Evlad-ı Fatihan olan şimdiki Yunanistan sınırları içerisinde kalmış olan kadim bir Türk şehri olan Mora, Yenişehir eşrafından Ali Ratip Bey’in oğlu olan İbrahim Turhan 1863 tarihinde Mora, Yenişehir'de doğmuştur. Tarihte Osmanlı hakimiyeti zamanında Mora Fatihi diye anılan Gazi Turhan Bey’in ahfadından olan Ali Ratip Bey’in Nesibe Hanım’la evliliğinden Adil ve İbrahim adlarında iki oğlu dünyaya gelmiştir. Orada çiftlik sahibi olan Ali Ratip Bey’in genç yaşta vefatından sonra eşi Nesibe Hanım bütün hayatını küçük yaşta babasız kalan oğullarını büyütüp yetiştirmeye vakfetmiştir. Ali Ratip Bey’in vefatıyla sahibi bulunduğu iki çiftlik bir süre Nesibe Hanım’ın nezareti altında, kâhyaları tarafından idare edilmiş, oğulları büyüyünce "Meataranga" adındaki çiftlik, büyük oğlu Adil Bey’in, "Yahyalar" adındaki çiftlik İbrahim Bey’in idaresine verilmiştir. 

İbrahim Bey’in anne tarafından akrabası olan Müberra Hanım’la evliliğinden Münire, Çamer, Kemal Uluğ, Eşref Kızay, Neyyir Turhan, Nesibe Batıek adlarında beş kız evladı vardır. Bunlardan iki büyük kızı Yenişehir’de, diğer üç kızı İstanbul’da dünyaya gelmiştir. İbrahim Bey, "Hacı Gaaki" adındaki kendisine çok sadık olan Rum kâhyasıyla "Yahyalar" çiftliğini idare etmekte iken, Türk-Yunan harbi çıkınca işler karışmış, çok vatansever ve iyiliksever bir kişi olan İbrahim Bey, Etem Paşa idaresindeki Türk ordusuna maddi, manevi çok yardımlarda bulunmuş, bu yüzden de Yunan tarafından düşman seçilmiş. Kendisini ele geçirip tutuklamaya karar vermişlerdir. Bunu vaktinde haber alan sadık kâhyası "Hacı Gaaki" derhal durumu kendisine bildirerek;

- "Beyim acele çiftliği satıp, buradan kaçınız!" 

önerisinde bulunmuş. İbrahim Bey bunun üzerine derhal hazırlığını yapıp yine kâhyasının yardımıyla bir gece vakti, efradı ailesiyle birlikte yola çıkmış ve çiftliğin satış işlerini sınırda "Hacı Gaaki"ye yaparak 1899 yılında İstanbul'a gelmiştir. O sıralarda satılık olan Topkapı, sur dışındaki o dönemdeki isimleri ile Litros ve Avas köylerine sınır olan "Ferhat Paşa" Çiftliğini satın almış. İlk girişimi çiftlik binasının yerini değiştirerek, şimdiki mevcut binayı yapmak olmuş. O sıralarda yurt dışındaki öğrenimini bitirerek yurda dönen o yılların ünlü mimarları, Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın en önemli isimlerinden olan Mehmet Vedat Bey’e şimdiki binayı yaptırmış. 

Günümze ulaşmış olan bu köşk Mimar Vedat beyin ilk eseri olarak bilinir. Mimarın daha sonra İstanbul’da yaptığı diğer eserleri arasında İstanbul Büyük Postane Binası'da bulunmaktadır. Köşk yapıldıktan sonra İbrahim Bey, annesi, eşi ve üç kızıyla bu binaya yerleşmiştir. Son iki kızı burada dünyaya gelmiş. Çiftlik yönetimindeki uzmanlığını burada da göstererek, büyük bir zevk ve özenle köşkün etrafını ağaçlandırarak, ayrıca çiçek bahçesi, çam bahçesi, meyve ve sebze bahçeleriyle süsleyerek kısa zamanda orasını mamur hale getirmiştir. Köşkte oturan ailesinin ve çiftlikte çalışanların gereksinimlerini sağlamak amacıyla, aşağı bahçe denilen yerin büyük bir bölümünü meyvelik ve diğer bir bölümunü de üzüm bağı haline getirmiş. Aynı amaçla tavuk, hindi, kaz, ördek gibi en iyi cins kümes hayvanlan yetiştirmek en zevkli uğraşları arasmdaydı. Çiftlik arazisinin büyük bir bölümünde her çeşit tahıl yetiştirir, bir bölümünü de mera olarak kullanıp koyunculuk yapardı. İbrahim Bey’in Yenişehir’den birlikte getirdiği İbrahim Ağa adındaki kâhyası ve birlikte çiftliği yönetirken ayrıca sosyal hizmetleri de vardı. 

İbrahim Bey Bakırköy Muhacir İskan Komisyonunda üye idi. Eski adı Litros olan şimdiki Esenler Köyü eskiden bir Rum köyüydü. Balkanlardan gelen Türk muhacirlerinin yerleştirilerek, burasını Türk köyü haline gelmesinde İbrahim Beyin de büyük hizmetleri olmuştur. Kendisi ayrıca fukarasever ve hayırsever bir kişiydi. Vefatından sonra, tanımadığımız kadın, erkek, insanlar çiftliğe gelerek; 

"Yalnız sizin değil, bizim de babamızdı, biz de babamızı, kaybettik" diye ağlayarak üzüntülerini dile getirdiler. Kurduğu bu düzeni vefatına kadar başarıyla sürdürdü. Ne yazık kı ömrü pek uzun değilmiş. 1920 yılında çok sevdiği çiftliğini ve tüm ailesini arkada bırakarak ebediyen aramızdan ayrıldı. Edirnekap’daki aile mezarlığında medfundur.

Rahmetli İbrahim Turhan'ın Kızı Emekli Öğretmen Neyyir Turhan, biz evlatları da şimdiye kadar onun çizdiği hayırseverlik yolunda yürüyerek, sevgili babamızın ruhunu şad etmeye çalıştık.

Bizler de Osmanlı Devleti son döneminde Türk toprağı olan, bugünkü Yunanistan'ın güneyinde Mora’da başlayan hayat öyküsü, 57 yaşında İstanbul, Litros (Esenler) Köyü, Ferhat Paşa Çiftliğinde vefat ederek nihayetlenen, hayırlar sahibi Esenlerimizin ilk kurucularından olan merhum İbrahim Turhan Bey'i ve ailesini yapmış oldukları hayırlı hizmetlerden dolayı saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.  

Kaynaklar ve Bağlantılar
Beytullah YILDIRIM Esenler Araştırmaları 

Kalın sağlıcakla, selam ve dua ile… 
Beytullah YILDIRIM Esenler Araştırmaları
Yerel Tarihçi Yazar
esenlerarastirmalari@gmail.com 
İstanbul / Esenler 25.12.2023

Bu makale 25.12.2023 Tarihinde Esenler Vizyon Haber'de yayımlanmıştır.

📍 Esenler ve İbrahim Turan Bey 
©️  Beytullah YILDIRIM / Esenler Araştırmaları©  
🌐 https://esenlerarastirmalari.blogspot.com ✅ esenlerastirmalari@gmail.com

Tarihi Su Kemerleri Esenler Roma Mazul Kemer

Tarihi Su Kemerleri Esenler Roma Mazul Kemer 

Su kemerleri, tarihte Asurlulardan (M.Ö. 490) günümüze binlerce yıldır insanların temel ihtiyacı olan suyu isale etmek için inşa edilmişlerdir. Su mimarisinde, arazi üzerinde farklı tekniklerde sıkça başvurulmuş bir su köprüsü çözüm yoludur. Su kemerleri, iki yüksek arazi arasındaki alçak seviyede kalan vadi, akarsu gibi engellerden suyu aşırmak amacıyla eşit yükseklikteki iki tepe noktasını birbirine bağlayan, payeler ve kemerler üzerinde yükseltilmiş köprü olup üzerindeki su kanallarından akıtılan suyun serbest biçimde akışını sağlamak için çok hassas bir yükseklik ve eğim hesaplaması gerektiren mimarlık ve mühendislik eserlerindendir.

Kemerler, arazinin durumuna göre genellikle kilden yapılma künklerle toprağın altından, bazan da kayalık arazilerden kayaların üzerine oyulan hendek şeklindeki kanallar vasıtasıyla taşınan su, mevcut arazinin taşı, kesme taş ve tuğla inşaat malzemesinden ve Horasan harcı kullanılarak inşa edilen kemerli su yolları yardımıyla istenilen yere ulaştırılıyordu.

İstanbul, Esenler İlçesi sınırları içerisinde iki su kemeri mevcuttur. Eski Atışalanı Köyü, Kemer Mahallesinde olan Avasköy Kemeri ve günümüzde Esenler, Oruçreis Mahallesi, askeri alan TSK 66. Mekanize Tugay Komutanlığı sınırları içerisinde olan Mazul Kemerdir. 

Mahmutbey’den doğan, Mazul Kemer’den geçtikten sonra, ilk önce Atışalanı’ndaki Beylik kubbelerine (Avasköy Sebili), gelen sonra Atışalanı Avasköy Kemerine ulaşan Beylik Suyu, Ali Paşa Kemerini aştıktan sonra Taşlıtarla (Gaziosmanpaşa) Kubbesine, daha sonra ise Edirnekapı’ya ulaşıyordu.

Kemerin ismi, Arapça bir kelime olan Ma’zül, “görevden uzaklaştırılmış, azledilmiş” anlamına gelmektedir. Eski belgelerin bazılarında “Mazlum Kemer” olarak da adı geçmektedir. Halkalı suyolu sisteminin ilk su kemeridir. Halen Askerî bölge içerisinde bulunan bu kemere “Kemerkeçe” de denilmektedir. 

Esenler'de Roma dönemine ait önemli su yapısı olan tarihi Mazul Kemere ait tarihi vesika olarak, Osmanlı döneminde hazırlanmış Süleymaniye Suları ile ilgili bir çalışmadaki çizimde adı ve konumu görülmektedir. Kemere ait Bizans veya Osmanlı dönemine ait herhangi bir kitabe mevcut değildir. Avasköy Su Kemerinde olduğu gibi Ma’zülkemer ile ilgili de ilk kapsamlı çalışmayı yine Kazım Çeçen yapmıştır.

Mâzul (Mazlûm) Kemeri, Halkalı suları, su yolları üzerinde bulunan Mahmutbey ile Esenler Atışalanı arasındaki bir vadi üzerindedir. İlk inşaası Roma, Erken Bizans devrinden günümüze geldiği görüşü hakimdir. Halkalı Sularını şehre taşıyan Mahmutbey ile Atışalanı arasında geçişi sağlayan su kemeridir. Konum itibariyle F21C18D1a pafta ve eski 549 parselin ifrazından oluşan 2162 parselde bulunuyor. Askerî bölge içerisinde kaldığından korunmuş, fazla tahribata uğramadan bu güne kadar ayakta kalabilmiştir. Günümüzde TEM yolundan Edirne yönüne devam ederken İSTOÇ’a gelmeden evvel geçilen viyadükte, Oto Center'ın galericilerin karşısında, sağda görülmektedir. 

Hem Doğu Romanın başkenti, hem de Osmanlı İmparatorluğunun başşehri, payitahtı olan istanbul'da Geç Roma-Erken Hıristiyanlık dönemlerinde yaptırılan en önemli su kemeri olan Bozdoğan Kemeri'nin aslı imparator Hadrianus devrine ait (117-138) bir su yolunun önemli bir parçası olduğu ve Büyük Konstantinos zamanmda onarılarak Trakya'dan getirilen bir su şebekesine bağlandığı kabul edilir. Bu kemer Osmanlı devrinde çeşitli onarımlardan sonra Halkalı su yollarının bir parçası olarak kullanılmıştır.

Bozdoğan Kemeri ile aynı döneme ait olan Mazul Kemer ise Mahmutbey-Atışalam arasmda Uzuncaova deresi olarak bilinen akarsuyun üzerinde inşaa edilmiştir. 4. yüzyıla tarihlenen bu kemer belki de Valens zamanında (364-378) inşa edilmiştir. V. Konstantinos devrinde (741-775) tamir edilmiş olup, İstanbulun Fethi ile Osmanlı döneminde Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılan tadilatlardan sonra Osmanlı Türk devrinde de uzun yıllar kullanılmıştır. 

Osmanlı Devleti Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet), 1453'te Konstantinopolis'in fethinden kısa bir süre sonra su kemeri sistemi üzerinde çalışma yapılmasını emretti. Görünüşe göre Bizans su kemerlerinin kalıntıları, su sistemlerini yeniden inşa etmeye başladığında hala belirgindi, bu da ne kadarının restore edildiği veya yeniden inşa edildiği belirsizliğini koruyor. Beylik su sistemiyle beslenen ve anıtsal bir su kemeri olan Mazulkemer'i de içeren Halkalı suları sistemiyle ilgili çalışmaları içeriyordu. Çoğunlukla Roma veya Bizans dönemlerine tarihlendirilse de, son araştırmalar Mazülkemer'in muhtemelen II. Mehmet dönemine tarihlendiğini ileri sürüyor. Halkalı sisteminin de kullanıldığı Süleymaniye sistemi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Süleymaniye Camisi'nin ihtiyacını karşılamak üzere ilaveler yapılmıştır. Bu sistem günde 1000 metreküp su sağlayabilmektedir. Beylik sistemi sadece Mazulkemer'i kullanırken Süleymaniye sistemi Avasköy ve Ali Paşa su kemerlerinin üzerinden de geçiyordu. Sultan II. Mustafa (1695-1703), Bozdoğan Kemeri'ni de restore ederken, halefi III. Ahmed (1703-1730) Halkalı su hatlarını da onardı.

Fiziki özellikleri bakımından Uzuncaova Çayı üzerinde olan Mazulkemer iki katlıdır. İnşaa malzemesi olarak; kireç taşından yapılmış olup, üst katta 13, alt katta 7 olmak üzere iki sıra kemerlidir. Bu kemerlerden bazıları hayli hasar görmüş olup, diğerleri çeşitli aşamalarda değişiklik göstermektedir. Su kemerinde ayrıca üç seviyeli pişmiş toprak boru kalıntıları da bulunmuştur. Kalker taşı bloklarından iki sıra kemerli olarak inşa edilen Mazul Kemerin uzunluğu yaklaşık 111 metredir.

Mazul Kemer ile ilgili incelediğimiz kaynaklarda ve Esenler Tarihi kitabında şu ayrıntılara yer verilmiştir: Kemerin üst kotu denizden yaklaşık 80 metre yüksekliktedir. Davud Ağa’nın yaptığı 1584 tarihli haritada; Fatih Sultan Mehmed zamanından beri Topkapı Sarayı’nın suyunun bu kemer üzerinden aktarıldığı kaydedilmiştir. İstanbul’un 1453 yılında fethinden sonra Roma- Bizans devri suyolları tamir edilip genişletilerek şehre su getirilirken; Fatih’in bu amaçla Ma’zulkemer’i sutaşıma yolu olarak kullandığı, daha sonra I. Mahmud zamanında eklemeler ve tadilatlarla bu kemerin sağlamlaştırılıp, buradan şehre taşınan suyun da Beylik Suyu haline dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. 1555 yılında hizmete giren Süleymaniye Suyollarının künkleri de bu kemer üzerinden geçirilmiştir. Kemerin rölövesi ilk kez Kazım Çeçen tarafından yapılmıştır. Bu çalışmada da kemerin ancak ana boyutları verilmektedir.

Nitekim kemerin birinci katının üzerine çıkılamadığı için duvar kalınlıkları ile gözlerin açıklıkları ölçülmüş, uzaktan fotoğraflar çekilerek büyütülmüş, ölçülemeyen boyutlar kıyas  yapılarak kaydedilmiştir. Dolayısıyla Çeçen’in ifade ettiği üzere meydana gelebilecek hatalar 10 cm civarındadır. Bu çalışmada tabanda ve erişilebilen yerlerdeki duvar kalınlıklarının hepsi ayrıntılı bir şekilde ölçülmüştür.

Araştırmaya göre suyun kemere giriş yeri Uzuncaova Deresi’nin sağ sahilinde idi. 13 gözlü kemerin göz açıklıkları 1991 yılında birinci gözden itibaren 2,08m, 2,90m, 4,30m, 4,35m, 4,35m,

4,45m, 4,35m, 5,80m, 6,65m, 5,80m, 4,35m, 3,90m, 3,35m olarak ölçülmüştü. 9, 10, 11, 12 ve 13. gözlerin içerisine sonradan ayaklar örülerek açıklıkları daraltılmış, yeni kemerler bu ayaklara oturtulmuştur. Bu ayakların kalınlıkları da muhteliftir. 1’den 8’e kadar olan üst gözlerde darlaştırma yapılmamış, tepesi orijinal kemerden daha aşağıda olan yeni kemerler ise örülmüştür.

Bütün bu değişikliklerin sebebini Kazım Çeçen, fetihten sonra yapılan düzenlemelerle açıklamaktadır. Nitekim bu tarihten sonra kemerden su geçirilmek istenmiş ve yeniden bulunan memba suları künklerle kemerin başına getirilince künklerin seviyesi, su gözlerin kemerlerinin tepesinden 1 m kadar daha aşağıda kalmıştır. Bu kemerlerin mansap tarafındaki bölümünün tepesini yıkmamak için 1.’den 8.’ye kadar gözlerde üstü orijinal kemerlerden 1 metre kadar alçakta olan yeni kemerler mevcut ayaklar üzerine, 9.’dan 13.’ye kadarki gözlerde ise yeni ayaklar yapılarak açıklık daraltılmış ve kemerler bu ayaklar üzerine oturtulmuştur. Darlaştırmaların duvar kalınlıkları 1,70m civarındadır ve bu kalınlık her kemerde değişiktir. Sonradan

yapılan bu darlaştırmalarda kemerler taş ve tuğla, bazen da moloz taşlar kullanılmak suretiyle inşa edilmiş, mansap tarafları kuzey cepheye göre daha düzgün örülmüştür. Sonradan yapılan kemerler arasında yalnız 6. kemerde kesme taşlar kullanılmıştır. 1 ile 4. kemerler zamanla yıkılmış bunların ayaklar üzerine oturdukları yerlerin izleri kalmıştır.

Elimizdeki ilk ve en önemli çalışma olan Kazım Çeçen’in eserinde 1991 yılında Ma’zulkemer üzerinden değişik seviyelerde geçen üç künkün kalıntılarının açıkça görüldüğünü söylemektedir.

Ona göre bunlardan ikisinin Beylik (Fatih) ve Süleymaniye Suyollarına ait olduğu kesin olup, üçüncüsünün ise bir kaymaya ait olabileceği ihtimali vardır. Her üç künkte kemerin mansap

cephesine çok yakın geçirilmiştir. Çeçen’e göre, Geç Roma devrinde Ma’zülkemer’in memba tarafına yakın bir bölgede üstten eni 0,86 m olan bir galerinin geçirildiği, sol sahilde çıkış

yerinde açıkça gözlenmektedir. Çeçen’in tahminine göre Geç Roma devrinde yalnız bu galeriden su geçirilmiştir. Osmanlı devrinde tadilata uğradığı düşünülen mansap tarafında da tadilattan

önce Roma devrinde ikinci bir galerinin mevcut olup olmadığı anlaşılamamıştır. Yine yapıda Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılan değişikliklerin; eski yapının çok kısa bir sürede   gerçekleştirilen yapı ayrıntılı yapı analizinin yapılması ile gerçekleştiği görülmektedir. Ayrıca 1557’de tamamlanan Süleymaniye Suyolları künklerinin de yine aynı seviyelere yakın

orijinal kemerlerin tepe noktalarından daha aşağıda geçirilmiş olması tadilatın daha evvel yani Sultan Fatih devrinde icra edildiğini göstermektedir.

Künklerin kemer üzerinden geçtikten sonra güneye yöneldiği görülür. Aynı bölgelerde görülen basık galerilerin Geç Roma Devrinden kaldığı tahmin edilmekte ise de bunların maslak

olma ihtimali daha fazladır. Kesin hüküm vermek için kazı yapılması şarttır. Elimizde bulunan eski haritalardan isale hatlarının kemere giriş ve çıkışlarının şekillerini ve sonradan yapılan tabakaları görmek mümkündür. Çeçen’in yaptığı araştırmalara göre Ma’zülkemer blok şeklinde çok sert kalker taşları ile inşa edilmiştir. Örgü tabakaları 30-50 cm arasında değişmektedir. Üzengi taşları kemer içerisine doğru çıkıntı teşkil eder. Dış cepheden 5 cm içeride örülen kemer taşları gayet düzenli işlenmiştir. 8.,9. ve 10. kemer lerlerin temelleri sonradan yapılan takviyelerle, oyulmalara karşı korunmuştur. Takviyeler kademelidir ve talveg’den 1,10 m yüksektedir. Ma’zülkemer’in alt gözlerinin duvar kalınlıları orta kemerlerde yukarı doğru gözle zor fark edilecek şekilde incelmektedir. Her iki baştaki yamaçlar üzerindeki kemerlerin duvar kalınlıları sabittir. Duvar kalınlıları 3. ayakta 4,03 m., 4. ayakta 4,20 m., 5. ayakta 4,30 m., 6. ayakta 4,46 m., 7. ayakta 4,61 m., 8. ayakta 4,65 m.’dir. Üst gözlerin ayakları da 3,95 m. ile 4,10m. arasında değişmektedir. Orta ayakların kalınlıkları

ölçülememiştir. Üst ayakların altındaki kornişte, mansapta yani güney cephesinde 24 cm., kuzey cephesinde ise 28 cm’lik bir kademe yapılarak üst ayaklar düşey cepheli ve daha ince

örülmüştür. İncelemenin yapıldığı tarihlerde Ma’zülkemer’in üst bölümü çok harap olmuş birçok yerinin taşları dökülmüştür. Ancak Roma galerisinin üstünü örten taşlar henüz durmaktadır.

Osmanlılar tarafından yapılan tadilat Roma devrindekilere göre daha fazla yıkılmıştır. Kemerin kuzey cephesi yan memba tarafı hava şartlarında etkilenmiş taşları düşmüştür. Kuzey cephesinin yamaçlardaki bölgenin kesme taşları ise tamamen düşmüş veya sökülmüştür. Gözlerin kemer taşlarının kemer yarıçapı yönündeki boyutu 48 cm olup 5 cm kadar cepheden içeridedir. Kemerin üzerinden geçen her üç künkün de iç çapları 21 cm’dir. İki tanesi güney cephesine çok yakındır. Ma’zülkemer ile Bozdoğan kemerinin üst kotları arasında yaklaşık 20 m fark vardır. Buna göre künklerin eğimi 1/1000 civarındadır.

Ma’zülkemerin inşa tarihi hakkındaki bilgilerimiz çok eksiktir. Olof Knut Dalman, Ma’zülmeker’in Konstantin V. Kopronymus tarafından tamir edildiğini yazmakta; Semavi Eyice ise bu hususun

ispatlanmadığını, ancak kemerin yapı tekniği tarafından Geç Roma devrine ait olması gerektiğini belki IV. yüzyılda yapıldığı kanaatinde olduğunu açıklamaktadır.

Dalman, Ma’zülkemer’in üst gözlerinin sayısını 11, alt gözlerinin 5 olduğunu yazmakta ise de üst gözler 13 ve yıkılan 2 alt göz de hesaba katılırsa alt gözler 7 tanedir. Çeçen’in yaptığı ölçmelere göre Ma’zülkemerin boyu 110 metredir. Gerçi kemerin nereden başlayıp nerede bittiğini hassas bir şekilde tespit etmek oldukça zordur. Zira zamanla yamaçlar toprakla dolmuş bazı

yerler ise yağmurlarla aşınmıştır. Sağ yamaçta toprak içerisindeki üç künkün kalıntıları da görülmektedir. Kemerin üzerinden geçmek tehlikelidir. Mevcut basık galerinin, Bozdoğan Kemeri

(Valens) üzerinde tespit ettiğimiz galeri ile ilgisi olması ihtimali vardır. Ma’zülkemer’den geçen Süleymaniye ve Beylik Sularına ait künkler Bozdoğan Kemeri üzerinde de aynı boyutta künkler olarak görülmektedir. Ma’zülkemerin 368 yılında yapılan Bozdoğan Kemeri ile aynı tarihler de yapılıp yapılmadığı araştırmacıların tam olarak cevaplayamadığı bir sorudur. Ancak yapının, İstanbul’un en eski yapılarından birisi olma ihtimali büyüktür. 2007 yılında İSKİ tarafından restitüsyon ve restorasyon projesi hazırlanmış olan yapının, üst tabakasının tamamen yok olduğu bu yüzden tüm suyu bünyesine alarak daha da tahrip olduğu söylenmiştir. Yine kemerin kuzeye bakan cephesinin güneye göre çok daha fazla hasara uğradığı, yüzeydeki taşlarda bozulmaların olduğu yosunlanma ve bilhassa yamaçlardaki kemerlerde derin yüzey kayıplarının tespit edildiği bildirilmiştir. Aynı rapora göre Roma devrinde yapılan 1 no’lu açıklığın kemeri tamamen yok olmuştur. Yine 3 ile 5 no’lu açıklıkların alt seviyedeki kemerleri de üzengi seviyesindeki izler dışında tamamen yok olmuştur. 4 numaralı açıklıktaki alt seviye kemeri kısmen yıkılmıştır.

Bu rapora göre Osmanlı devri eklerinden 9, 10 ve 12 numaralı açıklıklardaki üst seviye kemerlerinde bozulmalar söz konusudur. 11 no’lu açıklığın kemeri, ayaklar üzerinde yükseltilen dar

kemerle, içeriden bir kez daha takviye edilmiştir. 2007 yılındaki bu çalışmada Üst seviyedeki kemer içlerindeki ikinci kemerde taş ve tuğlalarda bozulmalar, yüzey kayıpları ve ders boşalmaları vardır. Alt ve üst seviye arasındaki ve kemer başlarındaki silmeler çoğunlukla zarar görmüş ya da kırılmıştır. İki sıra kemer olan açıklılarda üst kemer zeminleri oldukça zarar görmüştür; bu kısımlarda taşlar dökülmüştür ve yoğun bir bitki oluşumu vardır. Alt kemer taşlarının da döküldüğü noktalar vardır. Bu tarihte Osmanlı devri künklerinin kırılmış ve yer yer yok olduğu müşahede edilmiştir.

Günümüzde, Şubat 2024 tarihi itibariyle yerinde gidip, askeri alanda olması nedeniyle uzaktan da olsa görme imkanı bulduğumuz Mazul kemerin, üzerinde bulunduğu dere yatağından kirli atık suların aktığı görülmüştür. Kemer yapısı itibariyle fiziki olarak yer yer yıkılmış, bilhassa üst kısmında önemli ciddi hasarlar oluştuğu gözlemlenmiştir. 

Teşekkür: Bu makaleyi hazırlarken tarafımıza göstermiş oldukları değerli katkıları ve kaynak eser temininde yardımlarından dolayı Esenler Belediyesi, Başkan Yardımcısı Sn. Hasan Taşçı Hocamızın kıymetli ekibi, Kültür İşleri Müdürü Sn. Hüseyin Cerrahoğlu başta olmak üzere, Adnan Büyükdeniz Dijital Kütüphanesi Sorumlusu Yasemin Polat hanıma ve bütün çalışanlarına şükranlarımı sunarım. Esenler Belediyesinin değerli kütüphane ve diğer kültür hizmetlerinden dolayı Belediye Başkanımız Sn. M. Tevfik Göksu'ya hassaten çok teşekkür ederim. 

Kaynaklar ve Bağlantılar
Esenler Belesiyesi Esenler Tarihi 
Kâzım Çeçen'den Roma'nın En Uzun Su Temin Hattı 
Kâzım Çeçen'den Sinan'ın İstanbul Su Temin Sistemi 
Beytullah YILDIRIM Esenler Araştırmaları 
Bildlexikon zur Topographie İstanbuls: Byzantion, Konstantinupolis, İstanbul
Cyril Mango'nun "Konstantinopolis'in Su Temini"
Richard Bayliss ve James Crow'un yazdığı “Konstantinopolis'in Su Temini 2001-2002”
İslam Ansiklopedisi Mazul Kemer
Ahmet Tabakoğlu - Osmanlı İstanbulunun Su Tarihi
Semavi Eyice, İstanbul (Tarihî Eserler)
Wikipedi https://tr.wikipedia.org/wiki/Mazul_Kemeri
Thebyzantinelegacy https://www.thebyzantinelegacy.com
Şükrü Sönmezer ve diğerleri - İstanbuldaki Osmanlı Dönemi SuyoluYapıları

Kalın sağlıcakla, selam ve dua ile… 

Beytullah YILDIRIM Esenler Araştırmaları
Yerel Tarihçi Araştırmacı Yazar
esenlerarastirmalari@gmail.com 
İstanbul / Esenler 10.02.2024 

Bu makale 14.02.2024 Tarihinde Esenler Vizyon Haber'de yayımlanmıştır.

📍 Esenler Mazul Kemer
©️  Beytullah YILDIRIM / Esenler Araştırmaları©  
🌐 https://esenlerarastirmalari.blogspot.com ✅ esenlerastirmalari@gmail.com

8 Şubat 2024 Perşembe

Esenler Tuna Semazen Camii

Esenler Tuna Semazen Camii 

Hayırlı Cumalar 🕋
Peygamber Efendimiz (s.a.s) biz ümmetine şu müjdeyi haber veriyor;
“Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah C.C.'da ona cennete giden yolu kolaylaştırır.” 7 Tirmizî, İlim, 19.
Cuma bayramımız hayırlı ve mübarek olsun.
📍 Esenler, Tuna Mahallesi, Esenler Kültür Merkezi, Semazen Camii ve çevresinden genel manzara. Sene 2020.
©️ Beytullah YILDIRIM / Esenler Araştırmaları©


5 Şubat 2024 Pazartesi

Esenler Atışalanı Muhtarlığı ve Cemiyeti

Esenler Atışalanı Muhtarlığı ve Cemiyeti 

Esenler Atışalanı Hatıraları 📸
Bir zamanlar Atışalanı köyiçi. Atışalanı Köyü Muhtarlığı ve Atışalanı Köyü Kalkındırma ve Güzelleştirme Cemiyeti (derneği) önünde köy sakinlerinin toplu halde siyah beyaz bir hatırası. Sene 1960.
Vefat etmiş olanlara Allah rahmet eylesin.
O günleri hatırlayanlar, fotoğraftaki yeri ve isimleri bilenler yorumlara yazabilir.
©️ Beytullah YILDIRIM / Esenler Araştırmaları©
📍 Esenler, Atışalanı Köyiçi. 1960.
🌐 https://esenlerarastirmalari.blogspot.com ✅ esenlerastirmalari@gmail.com


1 Şubat 2024 Perşembe

Esenler Atışalanı Köyiçi Manzarası

Esenler Atışalanı Köyiçi Manzarası 

Hayırlı Cumalar 🕋
Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e Miraç Gecesi hediye edilen, “Âmenerrasûlü” olarak bildiğimiz Bakara sûresinin son ayetinde yer alan dua:
“Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla ve bize rahmet et! Sen bizim Mevlâmızsın, kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!”
Cuma bayramımız hayırlı ve mübarek olsun.
📍 Maziden siyah beyaz bir Esenler hatırası. Esenler Atışalanı Köyiçi, Merkez Camii ve çevresinden bir zamanlar genel bir manzara. Sene 1956.
©️ Beytullah YILDIRIM / Esenler Araştırmaları©