Kırk ve Kırklar hakkındaki evvelki iki yazımıza ilave olarak bu yazımızda konuyu ele almaya devam ediyoruz. Bu makalemizde İslam dini genelinde Peygamber efendimizin Hads-i Şerifleri özelinde kırk sayısını ve Kırlar kavramını hem mecazi manada hemde hakiki manada değerlendirip konuyu birde bu peygamber s.a.v.min sözleriyle incelemeye çalışacağız.
İslam kaynakları bakımından kitap yani Kur’an-ı Kerim’den sonra bir Müslümanın bilmesi gereken sünnetleri, ibadetleri ve günlük davranış biçimlerini doğru yapabilmesi için en önemli örnek olan Peygamber Hz. Muhammed s.a.v. bizlere kadar raviler aracılığı ile ulaşmış olan sözleri olan Hadis-i Şeriflerdir.
Daha önce belittiğimiz gibi “Kırk” sayı olarak Kur’ân’da dört yerde, hadis-i şeriflerde ise pekçok yerde geçmektedir. Erbabının mağlumu olduğu üzere Hz. Peygamberin riyavet yolu ile bizlere ulaşmış sözlerini yaymak için “Kırk Hadis” ismi ile yapılmış birçok çalışma ve yazılmış kitaplar vardır. Bu da kırk sayısının hadislerdeki aldığı yeri göstermektedir. Kırk sayısı kelime olarak hadislerde önemli bir yer tuttuğuna hep birlikte şahit olacağız.
Hakiki Manada Kırk Kavramı
Hadis-i Şerifleri genel olarak incelendiğimizde, kırk kavramı ile alakalı farklı ravilerden bize ulaşmış rivâyet ele alınıp baktımızda konunun önemi daha iyi bir biçimde anlaşılmaktadır. Mesela sahabe râvîlerin naklettiği zekât gibi farz bir ibadete yönelik kullanılan kırk sayısı ise mecaz değil hakikat anlamında kullanılmıştır. Çünkü buradaki sayılar değişmeyen sabit rakamlardır. Zira zekâtta “kırk koyun” gibi “kırk’ta bir” gibi rakamlar, o konuda değişmeyen ölçü birimleridir. İslâm âlimleri kırk yaşına ulaşan insanda cismanî melekelerin zayıflamaya, ruhani melekelerin ise güçlenmeye başladığını belirtmişlerdir. Peygamberlerin çoğunun nübüvvet yaşının kırk olmasındaki hikmet bu hususta ayrıca önemlidir.
Hadislerde Mecâzî Anlamda Kullanılan “Kırk” Sayısı
Alimlerin çoğunluğu hadislerde geçen “Kırk” sayısını, mecâz anlamında yorumlanmıştır. Bununla birlikte bazı âlimler rivâyetlerdeki kırk sayısını hakikat olarak değerlendirerek çeşitli yorumlar yapmışlardır. İslamın ilk yıllarında Asr-ı Saadet’de Hz. Ömer’in İslâm’a girdiğinde Müslümanların sayısının kırk kişi olduğu kanaati yaygındır. Oysa tarihçiler o günkü sayının kırkın üzerinde olduğundan bahsederler. Demek ki o dönemin Arap kültüründe çokluğu ve belli bir gücü mecazi olarak “Kırk” olarak ifade ediyordu.
Mübalağa ve Çoklukta kırk
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde Tin Suresi, 4. Ayet-i Kerimesinde buyurduğu “Muhakkak ki biz insanı en mükemmel biçimde yarattık.” dediği insanın telkinden etkilenmesini ifade sadedinde “Bir kişiye kırk defa deli dersen deli olur” şeklinde darb-ı mesel yaygındır. Görüldüğü gibi “Kırk” sayısının diğer sayılara nazaran daha fazla dikkat çeken bir yönü bulunmaktadır. Şu halde bu sayılar genelde mübalağa ve çokluğa işaret olarak mecâz anlamında kullanıldığı görülmektedir.
Hadis-i Şerifler’de Kırk Kavramı
Kırk rakamı Arapça’da “erbaîn” genelde çokluk için kullanılmaktadır. Hadislerdeki kırk sayısı öncelikle anlatımı kolaylaştırmaya yaramakla birlikte, genelde çokluktan kinaye (kesretten kinaye) anlamında mübalağa için kullanıldığı görülmüştür. Yoksa hadislerdeki geçen kırk ile sayısı ibadetler bahsi hariç bizzat kendisi kastedilmemiştir. Dolayısıyla bu sayılar genelde eğitim maksadıyla güzel amellere teşvik etmek için kullanılmıştır. İbadetlerde ise sayı olarak miktar belirtmek amacıyla söylenmiştir.
Kırk Rakamına Vurgu Yapan Hadislere Örnekler
İbadetlerdeki kırk rakamı ile alakalı kırk rakamı içeren bazı hadis-i şerifler:
1. Hz. Ali (r.a) Rivâyetine göre: “Her kırk koyunda bir koyun zekât vardır” Ebû Dâvûd, Zekât, 4.
2. Yine Hz. Ali (r.a) Rivâyeti: “Her kırk dirhemde bir dirhem zekât vardır” Ebû Dâvûd, Zekât, 4.
3. Abdullah b. Mesûd (r.a) Rivâyeti: “Her otuz sığır için bir buzağı, her kırk sığır için de bir müsinne (üç yaşında düve) zekât verilir.” Tirmizî, Zekât, 5.
Yukarıdaki Hadis örneklerinde baktığımızda bu rivâyetlerdeki sayılar nisab olarak belli bir miktarını göstermektedir. Nisabı kırkta bir olarak belir ki bunlar da nass olarak İslam Dinindeki zekât ölçülerini ifade eder. Görüldüğü gibi küçük baş hayvanlar ile nakit paraların nisabı kırkta bir olarak belirlenmiş, büyük baş hayvanlar da ise bu sayı otuz olarak bildirilmiştir.
Hadislerde Hayat ve Ölçülerde Kırk Sayısı:
1. Enes b. Mâlik (r.a) Rivâyeti: "İslâm üzere (samimi mü’min olarak) kırk sene yaşayan kişiye Allah, cinnet, cüzam ve alaca hastalığı gibi üç musibetten emin kılar.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, s. 218.
Ahmed b. Hanbel’de nakledilen bu rivâyet ile aynı zamanda olgunluk yaşına da işaret kabul edilebilir. Zira halk arasında da kırk yaş olgunluk yaşı kabul edilir.
2. İbn Abbâs (r.a) Rivâyeti: “Allah Nuh (a.s)’ı kırk yaşında peygamber kıldı… Hâkim, Müstedrek, II, s. 540.
Hâkim’in (405/1014) Müstedrek’inde rivâyet edilen bu hadisi, zahiri anlamdaki kırk yaş ile anlamak daha uygundur. Zira Hz. Peygamber’e s.a.v.de nübüvvet kırk yaşında verilmiştir.
3. Abdullah b. Utbe (r.a) Rivâyeti:
“Her beldede (en az) kırk erkek olursa, onlara Cuma namazı kılmak farz olur” Şâfiî, Müsnedü’ş-Şâfiî I, s. 248.
İmam-ı Şafii buradaki kırk sayısını zahiri anlamda alarak belli bir sınır olarak kabul etmiş ve rivâyeti “Kırk erkek kişi” anlamında yorumlamıştır. Böylece “Kırk erkek” sayısını Cuma namazının sıhhatinin şartlarından saymıştır. Şu halde buradaki “kırk” lafzı İmam Şâfiî tarafından mecâz değil, hakikî manasıyla yorumlanmıştır. Bu husuta Cuma namazının eda edilmesi için Mesela İmam-ı Azam Ebû Hanife, imam hariç en az üç kişi yeterlidir şartını zikretmiştir.
Hadislerde Kırk Sayısı Olan Olay ve Olgular
1. Ebû Hureyre (r.a) Rivâyeti: …Hz. Musa ile Hz. Ey Âdem arasındaki (manevi alemde veya Mi’raç gecesinde Hz. Peygamber’in muttali olduğu) konuşma şöyledir: “Ey Âdem! Sen bizim babamızsın. Sen bizi mahrumiyete düşürdün ve cennetten çıkarttın! dedi. Âdem de ona: Sen, Allah'ın kelamı ile seçip mümtaz kıldığı ve eliyle (Tevrat’ı) yazdığı Musa'sın Öyle iken sen, Allah'ın beni yaratmasından kırk sene evvel üzerime takdir buyurduğu bir işten dolayı mı beni kınıyorsun?” Buhârî, Kader, 11; Müslim, Kader, 13.
Hadisin devamında Hz. Peygamber üç defa "Böylece Âdem, Musa'ya galip geldi” buyurmuşlardır.
2. Ebû Hureyre (r.a) Rivâyeti: “İki sûr (nefha) üfürülmesi arasında ‘kırk’ vardır” Buhârî, Tefsirü’s-Sure, 39/3; Müslim, Fiten, 141.
Bu hadisi dinleyenler Ebû Hureyre’ye buradaki “kırk”, “kırk gün mü?” diye sormuşlardır. O da “net cevap vermekten çekinerek bir şey diyemem!” demiştir. Bu defa “Kırk yıl mı?” demişler. O yine “Bir şey diyemem!” cevâbını vermiştir. Oradakiler tekrar yoksa “Kırk ay mı?” deyince, o yine “Bir şey diyemem” cevabını vermiştir. Buhârî ve Müslim’de nakledilen bu rivâyette râvî Ebû Hureyre Hz. Peygamber’den duyduğu bir haberi yorum yapmadan aynısıyla aktarmıştır. Dolayısıyla Ebû Hureyre burada “Günlerle, aylarla, yıllarla müddet tayin edecek bilgim yoktur” demek istemiştir.
3. Enes b. Mâlik (r.a) Rivâyeti: “Sizden birinizin yaratılışı, annesinin karnında kırk günde cem olur. Sonra bu kadar müddetle ‘alaka’ olur. Sonra bu kadar müddetle ‘mudga’ olur…” Buhârî, Kader, 1; Müslim, Kader, 1.
Buhârî ve Müslim’de rivâyet edilen bu hadisteki “kırk günlük” süre, mutlak bir süre olabileceği gibi, belki bir döneme yani evreye işaret de olabilir. Nitekim hadiste anlatılan ilk kırk gün, nutfe safhasıdır. Bu zamana kadar çocuğun, çoğu organının ilk emareleri belirdiğinden hadiste derlenip toplanır tabiri kullanılmıştır. Bu da Kur’ân’a ve bugünkü tıbbî verilere uygun olduğu gözükmektedir.
4. İbn Abbâs (r.a) Rivâyeti: “Yunus (a.s) balığın karnında kırk gün kaldı” İbn Ebî Şeybe, Musannef, VII, s. 460; Hâkim, Müstedrek, IX, s. 393.
Bu hadis sıhhat açısından çok tenkit edilmemiştir. Dolayısıyla buradaki belirtilen kırk gün süreyi hakikat olarak da kabul edebiliriz. Yani zaman olarak balığın karnında “Kırk gün” süreyle kalmış olabilir. Çünkü bu olay bir mucize olarak gerçekleşmiştir.
5. Ali b. Ebî Tâlib (r.a) Rivâyeti: “Ebdallar (Evliya / Kırklar) Şam’dadır. Onlar kırk erkektir. Bunlardan biri öldü mü, Allah yerine birini koyar.” Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, s. 112.
Tasavvufî yorumlarda yer alna “Kırklar” tâbirinin kaynağı muhtemelen bu rivâyete dayanmaktadır. Görüldüğü gibi rivâyetler çokluğu da ifade ediyor olabilir diyenler olmuştur. Hz. Ali ve Enes b. Mâlik (r.a) hadislerinde ebdalların sayısı kırk olarak belirtilmektedir.
Şu halde bu rivâyetlerdeki “Kırk” sayılarını hakikate hamledeceğimiz gibi, kesretten kinaye olarak yorumlamamız da mümkündür.
6. Câbir b. Abdullah (r.a.) Rivâyeti: “Müslümanların fakirleri cennete zenginlerden kırk yıl önce gireceklerdir.” Tirmizî, Zühd, 37.
Tirmizî Sünen’inde bu hadise “Hasen” demiştir. Burada anlatılmak istenen fakirliğin tercihi değil, fakirlikle karşı karşıya kalanların sabretmesidir. Dolayısıyla hadiste sabreden fakirlerin, şükreden zenginlerden daha faziletli olduğuna ayrı bir nükte vardır. Şu halde fakirlik kişiyi isyana değil, sabretmeye götürmelidir. Nitekim başka hadislerde de cennet ehlinin çoğunluğunun dünyada fakirlik sıkıntısı çeken ve sabredenler olduğu haber verilmiştir. Müslim, Zikir, 94.
7. Nevvâs b. Sem’ân el Kilâbî (r.a.) Rivâyeti: (Rasûlullah (s.a.v.) bir defasında Deccâl’den73 bahsediyordu) …Biz de Ey Allah’ın Rasûlü! Deccâl yeryüzünde ne kadar kalacaktır? dedik. Buyurdular ki “Kırk gün kalacaktır; bir günü bir sene uzunluğunda, bir günü bir ay uzunluğunda, bir günü bir hafta uzunluğunda olacak, diğer günleri ise sizin bu günkü günleriniz durumunda olacaktır.” Tirmizî, Fiten, 59; Ebû Dâvûd, Melâhim, 14.
Tirmîzî bu rivâyeti “Hasen Sahih Garib” olarak nitelendirmiştir. Bu hadisteki “Kırk gün” teşbihi de, kesretten kinaye bir zaman dilimi olarak anlaşılabilir.
8. Ebû Rezîn el Ukaylî (r.a.) Rivâyeti: peygamberliğin kırkta bir parçasıdır. Kimseye anlatmadığı sürece kuşun ayağına bağlı gibi olup anlatıldığı vakit düşer” Tirmizî, Rüya, 6.
Ayrıca Enes b. Mâlik’ten gelen bir rivâyette “Salih kişilerin gördüğü rüyaların, nübüvvetin kırk altı parçasından bir bölümü” olduğu belirtilmektedir. Buhârî, Ta’bir, 2.
9. Ka’b b. Mâlik (r.a) Rivâyeti: “Dikkat edin! Kırk ev komşudur” Taberânî, Mu’cemü’l-Kebir, XII, s. 417. Bu hadiste komşu hukukunu bildirme ve komşu haklarına dikkat çekme bakımından “kırk ev” şeklinde bir ifade ile bir dikkat çekme vardır. Nitekim bir başka rivâyette “Komşu hakkı sağdan, soldan, önden arkadan kırk evdir” denilmiştir. Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, VIII, s. 168.
10. İbn Abbâs (r.a) Rivâyeti: “Hiç bir Müslüman yoktur ki, öldüğü zaman cenazesini Allah’a hiçbir şeyi ortak (şirk) koşmayan kırk kişi tutup yüklensinler de (namazını kılsınlar), Allah onların o kimse hakkında şefaatlerini kabul etmesin (hiç mümkün mü! Elbette kabul eder.) Müslim, Cenâiz, 59.
Sahih-i Müslim’deki bu rivâyeti destekleyen bir başka rivâyet de şöyledir: “Kırk kişi bir cenazede bulunur ve namazını kılarsa (dua ederse) bundan dolayı onların cenazeye şefaati (duası) kabul edilir.” Ebû Nuaym, Marifetü’s-Sahâbe, XVI, s. 104.
11. İbn Abbâs (r.a) Rivâyeti: “Ümmetimden kim kırk hadis ezberlerse, kıyamet günü ona şefaatçi ve şâhid olurum” İbn Adî, el-Kâmil, Dâru’l-Fiker, Beyrut, 1988, I, s. 330; III, s. 18.; Hatîb Bağdâdî, Şerefu Ashâbi’l-Hadis, thk. M. Said Hatiboğlu,s. 20.
Hadislerdeki emir kipiyle gelen “Kırk gün yapılması gerekir” şeklindeki rivâyetler genelde ibâhaya / mendûbiyete hamledilmiş, ahiret hayatına dair belirtilen hususlardaki sayılar ise daha ziyade teşvik ve sakındırma anlamında kullanılmıştır. Buna rağmen bazı hadis âlimleri ve ehl-i tasavvuf bu sayıları hakikate hamlederek, çeşitli çalışmalar ve prensipler tesis etmişlerdir. Mesela hadis literatüründeki “Kırk hadis” eserleri ve tasavvuftaki “Erbaîne girmek” düsturu buradaki rivâyetlere dayanmaktadır.
Kırk sayısını Hadis-i Şerifler açısından daha geniş bir muhteva ile alınabilir. Bir konuyu bu mecrada özetle ele aldıktan sonra Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e âline ve ashabına selat ve selam olsun. Bizleri kendisine layık bir ümmet ve şefaatçimiz eylesin. Amin.
Nihayetinde her işi, her şeyi hakkıyla bilen Allah-û Teâlâ C.C.'dur.
Kalın sağlıcakla. Selam ve dua ile…
Kaynaklar ve Bağlantılar:
Beytullah Yıldırım
M Selim Arık - Hadislerdeki Kırk Sayılarına Genel Bakış
©️ Beytullah YILDIRIM / İslam Araştırmaları©
Yerel Tarihçi Araştırmacı Yazar
esenlerarastirmalari@gmail.com
İstanbul / Esenler 01.01.2025